Dosyalar

 

Ermeni Mezalimi Dosyası

 

Gevher Demirkaya Aktaş

 

Ermenilere Türk zulmü diye bize atılan iftiraların, söylentilerin,  tarafsız kişilerin gözlemleri değil, ana kaynakları Amerikalı misyonerler, İngilizler, Fransızlar ve Ermenilerdir.

Türklere yönelik önyargı Avrupa ve Amerika’da yüzyıllardır süregelmekteydi. Ancak Birinci Dünya Savaşı esnasındaki anti – Türk propaganda, savaş süresince işbirliğine giden Amerikan misyoner kuruluşları ve Büyük Britanya propaganda ofisleri özellikle geliştirildi ve genişletildi. Asıl zulmün Türklere yapıldığı göz ardı edildi.

Benim memleketim olan Kars ve civarında Ermeni zulmünün kurbanlarının anlattıkları. Şunu belirtmeliyim ki bu Ermeni’nin Türk’e yaptığı zulmün çok az bir kısmıdır.

Sarıkamış İnönü Mahallesinde oturur 1323 ( 1907) doğumlu Şevket oğlu Hacı Lezgi Uray’ın anlattıkları:

Rusya’da İhtilalden sonra Kars’ta Milli Şura kuruldu. Ermenilerde Mayıs ayının sonu Haziran başlarında 40 vagonluk bir trenle Kars’a asker getirdiler. Kars kalesine bir bayrak dikerek şadlık etmeye başladılar. Güya onlara buraların beyliği verilmiş. Cihan Harbi’nde Urus’un ayağı nereye değmişse onların beyliği de oraya kadarmış. Urus gittikten sonra başladılar Müslüman milleti kırmaya.

Anamın babasının köyünde Koloköyü’ünde ( şimdiki adı Derecik) 380 canı bir merekte yaktılar. Kazım Karabekir Paşa emir verdi ki “Herkes gitsin, cenazesini alsın.” Gittik ki hiçbirine el vurmak olmadı. Bunun üzerine Karabekir Paşa, 50-60 askeri görevlendirerek o şekilde mereği toprakla örterek şehitlerimizi öylece defnettirdi. Bu merek hali hazırda durmaktadır. Başka hatırladığımca yine Kars yakınında Aynalı Köyü’nde 50 – 60 kişiyi kılıçtan geçirmişlerdi. Arpaçayı’nda Büyük Perkit Köyü’nde erkekleri camiye doldurmuşlar sonra da birer birer çıkartıp kılıçla boyunlarını vurmuşlardı. Yine Güvercin Köyü’nde babayiğit delikanlıları kılıçtan geçirdiler.

Her Müslüman köyünde katliam yaptılar. Kendi köyümüz Susuz ilçesine bağlı Bendivan Köyü’nde Ermeniler top kullandılar. Bunun üzerine biz köyce Ardahan’ın Cincilop Köyü’ne kaçmak zorunda kaldık. Orası da bomboştu. Sadece ihtiyar bir kadın ve bir genç kız kalmıştı. Kaçamamışlar… Kadın 80 yaşlarında vardı. İsmi Cevahır’di kızın adı da Şahsenem’di. Ermeniler bu kızı zorla alıp dağa kaldırmışlar. Her türlü pisliği yaptıktan sonra dağlarda tek başına bırakmışlar. Kız, sersefil günlerce dağlarda, ovalarda dolaşmış, sonra bizim Türklerden birine rastlamış, köyünü söylemiş onlarda alıp köyüne götürürken bizim göçe rastladılar. Ve bize teslim ettiler. Şahsenem şimdi Göle’nin bir köyünde oturmaktadır.  Ermeniler öyle çok zulüm ettiler ki hangisini anlatayım. Göç yollarında parçalanmış Müslüman cesetlerini görüyorduk hep.

Deli Halit Paşa, Göle’den, Ardahan’dan gelince, bizde onun ardından köyümüze geri döndük. Birkaç ay sonra da ben askere alındım. Gümrü’ye kadar ilerledik. Karabekir Paşa, çok merhametliydi. İçimizdeki Ermeni esir ve çocuklara yemek çıkarttırır, çocuklara elbise aldırırdı. Bir Ermeni evine, bir Ermeni kadına kimse el sürmedi. Askerdeyken duydum ki Ermeniler, halımın 3 oğlunu yakarak öldürmüşler. Bunların en büyüğü 9 yaşındaydı.

Başka ne anlatayım oğul? Şimdilik aklıma gelenler bunlar.

Ey ağalar nasıl diyem derdimi

Vardı zulmün sonu arşa dayandı

Ermeni, İslam’ı kırdı, taladı

Mazlumlar, amanı arşa dayandı.

                    ****

Kolo’nun Köyünü bastı, ceng açtı

Mitralyoz od, ataş saçtı

Ana, evlat attı, dağa- taşa kaçtı

Sabiler şivanı aşra dayandı.

                                   

12 Nisan 2014 Ankara

Kaynak: Osmanlıdan Günümüze Ermeni Sorunu. Yeni Türkiye Yayınları.

 

 

 

 

          Ey ağlar nasıl diyem derdimi