Ayşe Filiz Yavuz

 

 

ÇAY GÜZELİ / İsmail Saymaz

 

Yazar: İsmail Saymaz

Türü: Hikaye-anı

İletişim Yayınları, 6 baskı, 2017, İstanbul, 123 sayfa, 15 lira

İsmail Saymaz 1980 de Rize’de doğmuş bir gazeteci. Baba tarafından İspir’den gelip yerleşmiş olan çok sayıdaki Rizeliden biri.

İlk olarak orta öğrenim döneminde Ülkü Ocakları’nda başlamış hayatla tanışmaya, sonra sofi-sofu(!) olmayı denemiş. Sonra sosyal demokratlıkta karar kılmış ve hayatını değişik sol gazetelerde çalışarak kazanmış. Halen Hürriyet gazetesinde mesleğini sürdürüyormuş.

Bu farklı fikirlerden dönüşün sebebi hikayelerinde açık. Fikri hayatının içini doldurmadan sadece eylem ( o da sınırlı) tarafıyla yaşamış olması. Sadece dışa yansımış bir boş siyaset algısı ve sonrasında ortaya çıkan tatminsizlik… Bunun 1980 sonrasının apolitik gençlik yaratmak, 1980 öncesinin dolu olan fikri yapısının ortadan kaldırılması sonucunda meydana geldiğini anlamak mümkün. Fikri ve bunun hayata nasıl yansıyacağını bilmeyen siyasetçiler, yöneticiler elinde şekillendirilen bir gençlik ortaya çıkarma gayretlerinin sonucu bu.

Gerçekten güzel bir kitap. Kısa bölümler halinde, gerçek olayların derlenip yazılmasıyla ortaya çıkmış. Bir solukta okunup bitiyor. İmla hatası az. Yabancı kelime az. Dil rahat. Türkçe iyi. Hikayeye giriş harika. İçine birden bire dalıveriyorsunuz. Hiç bir edebi zorlanma kaygısı çekilmeden hikayeye girdiğinizi ve Rize’ye, dağlarına, çaylıkların arasında daldığınız hissine kapılıyorsunuz. Kitap bitmesin istiyorsunuz.

Rize’de bir müddet yaşamış ve bu güzel şehir için kitap yazmış biri olarak beni içine aldı, götürdü, oraları gözümün içinde canlandırdı, yaşattı. Nem, çaylıklar, hamsiler, dağlar ve simdi kuru(tul)maya yüz tutmuş dereler… Rize’nin eski fakirlik günleri, yoksulluklar, tuzun kıymeti bile hatta… Bir boşluklu briketlerden yapılmış duvarları olan çay alım yerleri… Rus pazarları ve Rus kadınları… Ailenin kaderini taşıyan evlatlar, bir çocuğun (Ankara’da tornet dediğimiz) tahta araba yaparken ki heyecanı ve başına gelenler… Bir edebiyat dergisinde basılacak olan bir şiirin o tarifsiz heyecanını hissetmek... İçten samimi ve okuyucunun kendine aitmiş gibi hissettiği yazılar.

Yazar istese bu hikayelerin her birini, kurgularını genişleterek roman haline getirebilirdi. Hiç uzatmadan, tadını kaçırmadan, ancak doyurmadan bitirmiş hikayeleri. Tatlı, öz, lezzetli, kestirmeden giden ve sonra biten hikayeler.

“Bir şehri şehir yapanlardan birisi de o şehrin veli ve delileri.” demiştim kitabımda (Aşkın adı Rize). Burada bunlardan birine de rastladım. İspirli, kalede çay ocağı açıp da orayı ihya eden Deli Yalçın. Daha kim bilir niceleri var hikayelerinin yazılmasını hak eden...

Yazdığım kitapta “Rize’yi olayları ile anlatacak, hikayelerle tanıtacak kitaplara ihtiyaç var.” demiştim. Bu, o kitaplardan biri olarak karşıma çıktı. Mutlu oldum.

Aynı fikri taşımasam da yazarın bu kitap ile memleketi Rize’ye, benim de hatıralarım olan bu şehre bir hizmet yaptığını düşünüyorum.

Bu şehre yazılacak, adanacak daha çok kitap var. Yazılmayı bekliyor.
 

------------

2017 Şubat, Ankara,

Ayşe Filiz Yavuz