KARANFİL

 

Osman Gazi KANDEMİR’in

“KARANFİL” romanı üzerine bir değerlendirme…

 

Osman Gazi Kandemir’in başarılı romancılığıyla ilk tanışmam, yazarın “Gelincik” isimli romanıyla olmuştu. “Karanfil” isimli romanını okurken ise “Gelincik” romanındaki kalitenin tesadüfi olmadığını da anlamış oldum.

Karanfil romanı, Karabağ’ın Ermeniler tarafından işgali, yaşanan katliamlar, insanlık dramları ve kardeş Azerbaycan’a gönüllü olarak yardıma giden eski bir subayın mücadelesini konu ediniyor. Türk edebiyatında hemen hemen hiç ele alınmamış bir konuyu işlediği için yazarı kutluyorum.

Osman Gazi Kandemir, önceki kitabında da kalem erbabımızın ilgilenmek ve yazmak lüzumu hissetmediği Doğu-Güneydoğu-Terör ve Bölücülük konusunu ele alan “Gelincik” isimli romanı yazmıştı.

Milli uyanışı yahut milli duyarlılığı ısıtacak konuları ele alan yazar, sadece misyonu olan romanlar yazmış sayılmamalıdır. Yazar, aynı zamanda aydın sorumluluğu ve namusunun gereğini de fazlasıyla ve başarıyla yerine getirmiştir.  

Yazarın ilk romanı “Gelincik”te olduğu gibi, “Karanfil” romanının kurgusu da etkileyici ve başarılı… Her iki eserde de usta bir romancının damgasını gördüğümü belirtmek isterim.

Yazarın dili ve konuyu işleme tekniği de başarılı… Roman boyunca tempo düşmedi. Çatışma, merak, sır, sürpriz gibi romanda aranılan temel ölçüler, “Karanfil” romanında dengeli bir şekilde hazmettirilmiş.  

Kahraman ve tip ortaya konulmasında yazarın ayrı bir başarı sergilediğini ifade etmek yerinde olacaktır. Mirza Bey, Seyfi, Reyhan karakterleri, romanın konusu kadar akılda kalacak derecede canlı resmedilmiş.

“Karanfil” romanı için menfi olarak yapılabilecek tek eleştiri, -konunun özelliğinden de olsa gerek- anlatıcının zaman zaman taraf tutma hatasına düşmesi ve malumatfuruşluk diye tanımlayabileceğimiz okura bilgi verme, aydınlatmaya çabalama kaygısını söylemek mümkündür. Bazı bilgilerin verilmesi kaçınılmaz olarak görülebilir. Bunu da metne yedirerek veya kahramanların tartışmalarının içlerine serpiştirerek vermek, rahatsız etmeden/belli etmeden vermek mümkün olabilirdi. Yazar yer yer bu konuda açıklar vermiştir.

“Karanfil” romanı, Ermeni-Azeri çatışması, Ermenilerin Karabağ’ı işgali ve yakın geçmişte orada yaşananların bir kesitini gerçeğe çok yakın bir şekilde anlamak, fark etmek veya öğrenmek isteyenler için mutlaka okunması gereken bir roman. Yazarı hem başarılı bir eser ortaya koyduğu için, hem de moda olmayan ve unutulmaya/unutturulmaya yüz tutmuş bir konu üzerindeki başarılı çalışmasından dolayı tebrik ediyorum.

 

Yorum: Dursun Kuveloğlu

 

www.dursunkuveloglu.com

 

 

***

 

KİTAPLAR ARASINDA  /  Ethem Göktürk

Kitap: KARANFİL   Türü:  ROMAN       Yazarı:  Osman Gazi KANDEMİR

Ne zaman karanfil çiçeğinin adını duysam, resmini görsem ya da bizzat kendisini elime alsam Hasan Sağındık tarafından bestelenen, Azerbaycanlı Şair Mehmet Aslan’ın “Ağla Karanfil” şiiri aklıma düşer.

Karanfil, neden ağlasın ki? Ona neden hicran yakıştırılır? Ne suç işlemiştir de kendisine gülmek fazla görülmektedir?

Şüphesiz karanfil masumdur; onun ağlaması tarihin bir acı sayfasına şahitlik etmesindendir. Onun ağlaması, Bakü sokaklarında Azerbaycanlı soydaşlarımızın hürriyet yangını özlemlerinin Sovyet tanklarınca çiğnenmesi ve gencecik fidanların şahadetlerine tanıklık etmesindendir. Karanfile bitmeyen bir feryadın layık görülmesinin asıl sebebi, binlerce insanın hüznünü bu çiçeğe emanet edip, Allah’ın huzuruna gülerek çıkan civanların lahitlerine bırakılmasından kaynaklanır.

19 Ocak 1990’da Bakü’de yere düşen yüz elliye yakın hürriyet aşığı ve onlara kan kırmızısı rengiyle örtü olan karanfil unutulmamalıdır. Zira tarih, unutanları affetmez, o intikamını unutanları unutulmaya terk ederek alır.

Osman Gazi Kandemir tarafından kaleme alınıp “İsimsiz kahramanların aziz hatıralarına” ithaf edilen Karanfil romanını elinize aldığınızda; ister istemez geçmişe, özellikle de zamanımızdan yirmi beş, otuz sene öncesine götürülüyorsunuz. Satırlar ilerledikçe çıktığınız bu yolculuk, asırlar öncesine ulaşıyor. Enver Paşa’yı ve Azerbaycanlı soydaşlarımızın gönlünde taht kurmuş bulunan kardeşi Nuri Paşa’yı hatırlıyor, tarih içerisindeki yerlerini tekrar sorguluyorsunuz ister istemez.

Sağlam bir kurgu ve akıcı bir üslupla kaleme alınan Roman, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde aradığını bulamayan genç bir subay, Yüzbaşı Seyfi’nin gördüğü bir rüyanın etkisinde kalarak önce Nahçıvan’a ardından da Karabağ, Laçin ve Bakü’ye geçişini konu ediniyor. Seyfi, eşi ve iki kızı başta olmak üzere bütün yakın dostlarını Türkiye’de bırakıp giderken vardığı yeni topraklarda tam bir belirsizliğin içerisine düşüyor. Azeri, Rus ve Ermeni üstünlük mücadelesinin her renginin yaşandığı o günler aktarılırken kuvvetli bir heyecan fırtınası sarıyor okuyucuyu.

Bu yaşananların nedeni ne, niçin bu topraklar hedef seçilmiş ve en önemlisi bu günler geleceğe nasıl köprü olacak, bütün bunlara cevap buluyorsunuz satır aralarında…

Yüzbaşı Seyfi, Azerbaycan topraklarında geçirdiği kısa zaman diliminde değişik kişilerle karşılaşıp karanfillerin uyandırdığı, bir başka çiçek Reyhan’la tek taraflı bir aşk hikâyesi de dâhil olmak üzere, pek çok olay yaşıyor.

Kaderin yoluna çıkardığı yiğitleri askeri bir anlayışla eğitirken onlara en dikkate değer tavsiyelerinden birisi şu oluyor: “Bir insan ister asker olsun ister sivil; üç şeyden kendini koruması lazım… Aşırı öfke, aşırı hırs ve şehvet…”

Eserin başkahramanı Seyfi, kendi arzularının peşinden giden bir adam olmaktan daha çok kanatları altına aldığı insanların mutluluğunu hedef alan bir karakter olarak büyüyüp devleşiyor. Bu kahramanın ölümü bazı evlerde kaliteli Rus votkaları eşliğinde kutlansa da sonunda o da karanfillerin gölgesinde yerini alıyor…

Karanfil, Osman Gazi Kandemir, Roman, Kurgan Edebiyat Yayınevi, Ankara-2013